« Mayıs, 2011 arşivinden

yorucu ama güzel bir günün ardından doğa için çal – divane aşık gibi

yıllar oldu bir şarkı çalsın dinleyeyim demeyeli… çalsın dinleyeyim gecenin vakti…sadece benim kalp kırıklıklarım için….

YouTube Preview Image

2010-2011 ŞAMPİYON FENERBAHÇE

“ Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz „ İslam Çupi

üstadın bu güzel sözünden başka ne yazılabilir ki? iyi veya kötü rekorlar kırdığımız, stresli, sıkıntılı bir sezonun ardından biraz buruk ama mağrur bir sevinç yaşıyoruz. unutulmayacak bir sezon. 17 de 17 değil ama 17 de 16 yapılabiliyormuş. hedef, çalışmak, istemek ve işte büyüklük. 18. şampiyonluğumuz kutlu olsun…

DURMUŞ YILMAZ

durmuş yılmazkibirli değil mütevazi
politik değil teknokrat
birinin adamı değil adamın biri
korkak değil cesur
şakşaklayan değil alkışlanan

halefi güzel yorumlamış. “bu ülkede güçlü insanlar tevazu sahibi olabiliyormuş, kararlı ve cesur olabiliyormuş, ortak akla önem verebiliyormuş, bunu gördüm”

acabalarla göreve gelen, ön yargılar ile yerden yere vurulan, birilerinin adamı olmakla suçlanan, hemen kellesi alınmaya çalışılan, bu kadar önemli bir işi bu adam mı yapacak diye sorgulanan, evinin kapısındaki çamurlu ayakkabılar ile orta asya türk kültürüne kadar uzanıp ilkellikle suçlanan, ekonomistlerin beğendiği ama patronlarının sevmediği, göreve getirenleriyle bile ters düşen, biat etmeyen, yaranacaksam beni göreve getirene değil halkıma yaranmayalım diyerek görevinden ayrılan bürokrat yani memurun atanmış yönetici versiyonu… »okumaya devam…

değerlendirme

dün değer verdiğim bir insan ile değerim hakkında konuştuk 🙂 konuşmanın amacı onun için sadece iyi niyetli bir görüşme, benim için hazırlıksız yakalandığım bir zaman dilimiydi. açıkcası ikimizde konuşmadan ve sonucundan memnun kaldık mı emin değilim. kendimi ifade etmekte zorlandığım, hızlı kurulmuş cümleler ile telaşlı bir akıl oyunuydu. o anlattıklarımın sınırlar içinde kalması ile görevliydi, bende o sınırlarda konuşmak için oradaydım. sonuçta ikimizde görevimizi yaptık… ama konuşma bitip, düşünmeye başladığımda; anlattıklarımın, düşüncelerimin cümlelere yansımış en basit, en özensiz hali olduğunu gördüm. belki görüşmemiz için bunun bir anlamı yoktu. muhtemelen beni dinleyen için de bir önemi yoktu. ancak bunları sesli dile getirmiş olmak, biraz da; anlattıklarımı kolayca yorumlayabilecek yetenekte birine anlatmış olmak güzeldi… »okumaya devam…

UA-7250589-1