« Mart, 2012 arşivinden

sivas katliamı / madımak oteli ve zaman aşımı

çocuktum, insanlar ölmüştü uzağımızda ve çocuk olduğum gerçeğini değiştirmemişti bu. o günden bugüne düşüncelerimde çok şey değişti. ve şimdi yazmazsam, susarsam biliyorum ki bende yanacağım….

2 Temmuz 1993, Türkiye de birileri düşüncelerinden dolayı bir grup cani tarafından yakılmak istendi, 37 kişi yanarak öldü.

başlıktaki 2 cümleyide arama motoruna yazarak dilediğiniz kadar detaya ulaşabilir, bu ülkenin o dönemdeki durumunu, sivilini, askerini, yönetimini bütün gerçekleriyle tanıyabilirsiniz. Cumhurbaşkanı, başbakan ne demiş, gazeteler hangi manşetleri atmış, o dönemin siyasi ideolojileri katliamda nasıl rol almış, polisi, itfaiyesi, askeri vatandaşına nasıl hizmet etmiş….

Yıl 2012; aradan neredeyse 20 yıl geçmiş. şimdi aynı şeylerin tekrarını, aynı ideolojilerin uzantıılarını, biraz daha medeni haliyle yaşıyoruz. yüzlerce, binlerce kişi içinden yargılanan sadece 5-10 kişi kalmış, insan yakmak sıradanlaşmış, zaman aşımınada uğramış, kim duymuş, kim görmüş, kim hatırlamış ki şimdiler ne yapsın?…

Başbakanımız bile “hayırlısı olsun” dilekleriyle kamuoyu yoklamış, gelen tepkiler ile milletinin hala istediği kıvama gelmediğini anlayıp 1-2 gün içinde çark etmiş “haksız yere ceza çekenlerde var biz onları da düşünüyoruz” diyerek her zamanki gibi mazlumdan yana olan samimiyetini dile getirmiştir.

Sayın Başbakan; halk bu olayı her şekilde tartışır, savunur, fikir yürütür, eleştirir hatta insanlığına göre doğruda bulabilir.
Ama siz bu ülkenin lideri olarak; önce yanarak ölen 37 kişiyi düşünüp sonra haklı veya haksız yere hapis yatanları düşünmelisiniz. Zamanında mensubu olduğunuz ideolojiye, siyasi oluşuma saygısızlık yapmak istemediğinizi, desteklediğinizi bu kadar alenen ifşa etmemelisiniz.

Zaman aşımı, mahkeme, kanunlar falan hikaye; millete geçmişlerini hatırlatıp özür bekliyorsanız, uzatmadan sizde geçmişinizle yüzleşeceksiniz, Sivasta binlerce kişi toplanıp o oteli, içindekileri yakmaya çalışanları lanetleyeceksiniz, samimi olduğunuzu bu millete göstereceksiniz. Maalesef bunu yapamayacağınızı, bu sefer mazlumun yanında olmak istemediğinizi gördük. birbirimizi kandırmayalım, anlayana samimiyetiniz bir kez daha tescillendi, hayırlısı olsun…

Türkiye ve Adalet kavramları; basit futbol taraftar grupları için bile, bu kadar basit ama anlamlı malzeme olabilecek kadar rezilleşmiştir…

sarı melekler / yellow angels

Teşekkürler hepinize. herkes için güneşli ama bizler için bulutlu bahar günlerinde çok büyük bir kupa getirdiniz. adınızı tarihmize lefterler, canlar, fkretler ile birlikte yazdırdınız…

birgün herhangibir zamanda, Şükrüsaracoğlu çimlerinde bir başkan elinizden tutup sizi taraftar ile buluşturduğunda, bugün o formayı neden terlettiğinizi daha iyi anlayacaksınız… ve biz, taraftarlar, çocuklarımıza sizlerden bahsedeceğiz saygıyla….o gün bu formaya akıttığınız terin değerini ve nasıl büyük bir camiada olduğunuza bir kez daha anlayacaksınız…

 

güven a)-mek b)-memek c)-hiçbiri

insanlara güvenmek basit bir duygudur. sorgusu, suali, pazarlığı, azı, çoğu olmaz…

ancak güven ciddi riskler içerir ve bu ciddi risklerin sonuçları, sizi telafisi olmayan hayalkırıklıklarına hatta felaketlere sürükleyebilir…

güven öğrenilmez ama sonuçları size hayatı ciddi şekilde öğretir…bugünlerde olduğu gibi…

utanıyorum

utanıyorum artık. nasıl bir ülke nasıl bir devlet nasıl bir kültürün bireyi olduk. okul kantininin bile protesto edilmesine izin verilmiyor, kolluk güçleri ile daha çocuk yaşta korku damarlarımıza işleniyor, belleklerimize kazınıyor.

hani demokratikleşiyorduk sayın başbakan? bu mu demokratikleşme anlayışınız hiçbirşeye itiraz etmeyen, herşeyi kabullenen bir toplum mu?

tekel işçisine yapılanları  tv den izleyip sessiz kalan hey halk, evlatlarınıza jopun ucu gösteriliyor. buyurun lütfen hak ettiğiniz bu. sessiz kalmaya devam edin, yarın ucu size dokunduğunda bu öğrencinin sınıfta terk edilip tecrit edildiği gibi, sizde yalnız kalacaksınız caresizliğiniz ile…

utanıyorum artık, vatandaşın senden utanıyor devletim…

UA-7250589-1