« Eylül, 2012 arşivinden

Neşet Ertaş elveda

yine eylülde yitirdiğimiz bir başka güzel insan…yazdım diye hatırlıyordum ama yazmamışım, utandım…25 eylül 2012 de aramızdan ayrılmıştı bağlamanın ustası…

“bu toprakların insanı olup olmadığı anlamak istersen, bu toprakların sesini, Neşet Ertaş ı dinlemelesin” sryz

mekanın cennet olsun Neşet Ertaş…YouTube Preview Image

mobiles

mobil deneme

 

bir parça koptu/m hayattan

bir parça koptum mu hayattan yoksa hayattımdan bir parça mı koptu emin değilim…

aslında eylül ayını ilk defa bu yıl sevmeye başlamıştım…hafif serin rüzgarı, kızıl sıcak gün batımı ve doyamadığım yalnızlık…

neye inandığımı, ne için yaşadığımı unutmuşken, boş boş keyfini çıkarabilirim sonbaharın. ama günlük sıkıntılar çıkarıyorum, takılı kalıyorum, yapamıyorum…

biraz oluruna bıraksam, öylesine yaşasam, pes ettim desem, zorlamasam fena olmaz.
keyif bile alabilirim…

eylül ile barışmamızın hatırına değebilir, deneyeceğim…
yaprakları sarı böyle bir yol bulup yürüsem, dinlesem seslerini, dinlensem…

25 şehit, taziyede kaymak plaket, hindistan mıyız pakistan mı?

tarih bugünü; 05.09.2012 de Afyon da askeri cephanelikte patlama nedeniyle 25 askerimizin şehit olması olarak hatırlayacak, gerisini muhtemelen unutacak…

Türk Silahlı Kuvvetlerinin cephaneliği patlıyor, felaketin ardından yangın çıkıyor, 25 askerimizin şehit olduğunu öğreniyoruz. Ardından Orman ve Su İşleri Bakanın açıklama yapıyor “kaza, Pakistan ve Hindistan’da da oldu”. TSK, Genel Kurmay veya Savunma Bakanlığı değil Orman Bakanı. Açıklaması, açıklamayı yapandan vahim.

Yetmiyor; Genel kurmay Başkanı Afyona gidiyor, valiye taziye ziyaretinde, Başkana kaymak, plaket veriyor. 25 askeri şehit düşmüş ordunun başı, akılsız, utanması olayan, askerine üzülmeyen, beş para etmeyen bir kukla olduğunu basına poz vererek teyit ediyor. bu mu ordunun başındaki adam? vah vah…

25 askeri pisi pisine şehit olmuş devletin Başbakanı, yardımcısı, Savunma Bakanı değil Orman Bakanı açıklama yaparak şehitleri ne kadar önemsediğini gösteriyor zaten. Hadi onların umurunda değil biliyoruz,  Genel Kurmay Başkanı hiç mi üzüntü içinde değildir, hiç mi utanmaz da akılsız valiye diyemez, “ne kaymağı ne plaketi benim insan içine çıkacak yüzüm yok, üzüntümüz var” diye?

Uyu sen Türkiyem uyu. Davosta one minute derler, meydanlarda laneti okurlar, tweetirden kınama, içimiz yandı çiğerimiz parçalandı, üç beş milliyetçi palavra sallarlar kanarsın. zaten balık hafızanla bunları hatırlamazsın. senin derdin, birileri ölmesinde bu akşamki eğlencen bozulmasın… tatlı rüyalar Türkiye…

insanın sövesi geliyor;
o cephanelikte o işi gece gece yaptıran komutanın,
o açıklamaları yapan orman bakanının,
milletin can derdinde olduğu günde, reklam derdinde olan valinin,
hayatımda gördüğüm en akılsız, arsız Genel Kurmay Başkanının,
25 şehidin hesabını vermek yerine millete bok atan Başbakanın,
Hindistan mıyız, Pakistan mıyız diye düşündüren bu devletin…….

not: sayın Başbakanımız bugünde çıkıp, emekli generaller  ihanet ediyor diyor, tv programlarına çıkıp konuşuyorlarmış. sen daha 25 şehidin hesabını Orman Bakanına verdiyorsun, kalkmışsın millete laf söylüyorsun…milletin içi kan ağlıyor, sen muhalefete tahammülsüzlüğün derdindesin…Kuklana söyle de sana kaymak getirsin… bir de siz bu kafayla terörü bitireceksiniz, güldürmeyin…

hayata yatırım

hayata yatırım yapacaksın. bunu anladım ama biraz geç oldu 🙂 anladım sayılır ama anlatabilir miyim?

yatırım derken maddi yatırım değil kastım. kişisel yatırımda değil.
okullar okumak, eğitimler almak, kitaplar okumak, kültür edinmekte değil….

hayata yatırım işte…oyun gibi…hamlesini yaptığında sende hamleni yapacaksın…başarılı olacak veya olmayacaksın ama unutmayacaksın…zorluklarıyla savaşacaksın, mücadele edecek, pes etmeyeceksin ki öğreneceksin nasıl baş edildiğini, üstesinden gelindiğini, ağlayıp sonunda nasıl gülünebilindiğini…terleyip, çalışıp yorulmayı, yorgunluğun keyfini…sıradan yaşarsan, derdi zevk ile dengeliyorsan, acıyı tatlıyla dindiriyorsan, her önüne çıkanı arkanda kaldığında unutacak gibi yaşıyorsan, yarının bugüne ihtiyacın olduğunu anlamıyorsan sadece nefes alıp veriyorsun demektir…yarını düşünemiyorsan, yaşlandığını düşün, sadece geçtiğin yolları hatırlıyor olacaksın yıllar sonra…o yollarda neler oldu, neler kaldı gülümsetecek seni? aslında yarınlarda değildi arzuların o günlerdeydi, yaşadığın anlardaydı…işte bunun için yatırım yapmalısın yarına bugünden…işte bunun için bugün bu an çok önemli yarın için…deli gibi yaşa demiyorum sana, her anın doyasıya sömür demiyorum, zevk uğruna herşeyi hiçe say demiyorum…sadece içinde bulunduğun an senin elinde, yarın için bu anın değerini bil ve yarın için bugünden ne yapıyorsan yap, yatırımını yap….

anlatamadım sanırım 🙂 neyse ben geçte olsa anladım…

Strictly Sexual

yıllardır birikmiş filmleri izleyerek hem düşünmemeye hemde diskimde yer açmaya çalışıyorum. bazılarını izliyor bazılarını hızlı hızlı geçiyorum. bazılarını birkaç hafta sonra hatırlamıyorum bile.
bu filmin ismi ve afişi türünü az çok belli ettiği için vasat fimlerin arasında kalmıştı ama izledim. aslında basit bir tv filminden fazlası değil. isim, afiş, birkaç sahne filmin izlenme potansiyelini arttırmak için sıradan. Bunların dışında içeriği çok dürüst ve açıksözlü. hem kadın erkek hislerindeki git gelleri, hem 4 farklı kişinin yaşadıklarını, 2 ilişki ile 5 farklı bakış açısından gayet basit anlatmış. film bittiğinde ilişkilerinizde; yaşadıklarınızdan, söylemek isteyip söyleyemediklerinizden, hissettiğiniz ama sustuklarınızdan vs vs birşeyler buluyorsunuz…bunun dışında vasat…

UA-7250589-1