« Ekim, 2012 arşivinden

29 EKİM 2012 CUMHURİYET BAYRAMI

çocukluğumdan bu yana bana öğretilen birkaç değerden biriydi cumhuriyet, bayrak, millet, vatan…

işte bu cumhuriyetin,
müki amiri valisi; “istihbarat aldık, olaylar çıkacak, izinsiz kutlamaya izin vermeyeceğiz” dedi, engelledi…
milleti; “kutlayacağız, bayramımızı kutlamamız engellenemez” dedi, kutladı…
polisi; “benim için türk, pkk bayrağı farketmez, sallarım jopumu, sıkarım gazımı-suyumu,” dedi, sıktı…
ülkesi; “herşeyi izlediği gibi olup biteni tv lerden, rahatla, yerimden izlerim” dedi, izledi…
başbakanı; “benim fikirlerime karşı olan, muhalefet eden  herkes teröristtir, holigandır” dedi, bir kez daha bu ülkeyi böldü…
cumhurbaşkanı; “resepsiyonumu veririm, geçerim, vatandaşa su sıkılmış, jop verilmiş beni ilgilendirmez” dedi, ilgilenmedi…

bugünki demokratik anlayışımızla nasıl 12 Eylül 1980 ve yaşananları anlamakta zorlanıyorsak, yıllar sonra bu olayları biryerlerden (korkak basın arşiv bırakamaya niyetli değil onun için biryerler diyorum) okuyan, öğrenen gençler 29 Ekim 2012 yi anlamayacak. 12 Eylül 1980 in sorumlularına duyulan nefretin benzeri 29 Ekim 2012 ler artarsa, sorumluları içinde olasıdır…

ey Türk genci, vatandaşı, insanı; biz 29 ekim 2012 yi Türk Bayrağını tekmeleyerek, bayramını kutlayan vatandaşının üzerine 2 ton su ve biber gazı sıkarak kutladık…olaylar çıkacağına dair istihbarat almıştık,doğru çıkmayınca o bayrağın teminatlarından Türk Polisi ile olayları biz çıkardık. asıl amacımız halkı cumhuriyet uğruna bir araya getirmemek, parçalamak, gücünü sınamak veya bundan sonrası için olacaklardan haberdar edip gözdağı vermekti…halkı bölene, duyarsızlaştırana, türk bayrağını eline alıp kutlama yapanları kamuoyunda teröristleştirene kadar eylemlerimiz artarak devam edecektir…TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ

 

Adele – Rolling in the Deep (Piano/Cello Cover) – ThePianoGuys

YouTube Preview Image
* bas performansı ve yüksek ses

yolum yolu, hayatım hayatı…

Hayatta kimseyi değiştiremezsin,
ve kimse için değişmemelisin,
ne sen başkası için mecburi istikametesin,
ne de başkası senin için,
yorma kendini;
“bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin” Charles Bukowski 

bunları çoktan öğrenmiş, kocaman bir çocuğum aslında ben,
bir yolda gidiyorum kendimce, bu yol hayatım benim,
o yola bazen birileri eşlik etti, yoldaşım, herşeyim sandım,
sadece, belli belirsiz bir zaman dilimi için yollarımız kesişmişti; fazlası değil,
ama bazıları ile zaman zaman aynı, zaman zaman uzaktan da olsa aynı güzergahı yürüdük,
bazen ayrı bazen yanyana…

yolum yolu olan birisi var mı veya olacak mı?
işte asıl ümitsizliğim; benim yolum bilindik değil,
yalnız çıktım bu yola, yalnız yürüyorum, biliyorum,
ama bazen nereye ben bile bilmiyorum,

bunun içindir uzun zamandır kimseyi çekelemiyorum,
peşimde, yanımda, uzağımda aramıyorum,
değiştirmeye çalışmıyorum,

açık denizde uzaktan uzağa görürsem,
birkaç limanda karşılaşırsam,
sessizce elimle selamlarsam,
o da bana el sallarsa eğer, anlayacağım…
yolum yolu, hayatım hayatı…

düğüm

sanki;
dilimde, boğazımda kurumuş kalmış sözlerim,
göğsümde düğümlenmiş hayatım,
ne anlatabiliyor ne yaşayabiliyor,
eza olmuş nefesim,
ceza olmuş hayatım….

 

sarı laci gün

gün;
sarı başlar, laci biter…  
aşk;
saridan laciyedir…

UA-7250589-1