« Kasım, 2012 arşivinden

Ozgur ve sukur

Hava soguk ve puslu ama soguk.
gece yarisini coktan gecmis saatte yoldayim, gozlerim hafiften kapaniyor. aklimda para, is, hayat rastgele dusunceler.
parasizliktan ve gelecekten dertliyim…
eski ama sicak arabama yakit almak icin duruyorum. pompacilar bu havada disari cikmaya nazlaniyor.
yuzunu secemedigim biri, uzerinde montu olmayan ince bir genc kosarak yanima yaklasiyor “abi ilceye mi?” evet diyorum. benide goturur musun diyor ikinci kez evet diyorum teredutsuz…gecenin bu vakti ipsiz sapsiz tipe verilen cevaba pompaci biraz sasiriyor. ama ben falanca yere gidecegim diyorum, olsun diyor.
biraz keyif icin kola aliyorum soguk. yalniz icemem artık 2 tane olsun diyorum. arabaya biniyoruz soguk kolayi kemikleri titreyen gence veriyorum. istemiyor ama eline tutusturuyorum. birkac saniye sonra fark ediyorum onun en son ihtiyacinin soguk birseyler oldugunun, buyuk densizlik diye aklimdan geciyorum…neyse olan oldu, arabada biraz isinacak…nereye gideceksin diyorum, ilceye diyor. bekledigim cevap falanca yere aslinda, hani yakina bir yere goturmek icin sormustum. nasil yani diyorum, kalacak yerinin olmadigini yoldan otostoptla geldigini, ilceye gitmek istedigini soyluyor, biryerlerde kalirim diyor, sasiriyorum. bank park bir insaat bulurum diyor…
5-6 gun once askerden geldigini, is buldugunu anlastigini ama kalacak yer bulamadigini anlatiyor. kiralik bir yer buldugunu 200 lira istedigini ama verecek parasi olmadigi icin kiralayamadigini anlatiyor. kaymakamliga gitmis, belediyeyegitmis  belki sosyal yardimdan birkac kurus alirim diye ama nafile. cok basit ve akici anlatiyor. ya anlattiklari defalarca anlatilmislikla ezberinde yada gercek. insan bu devirde duyduklarina inanmakta zorlaniyor. anne baba ayri yetistirme yurdunda buyumus, hic aile ve akraba gormemis. anne babayida bilmiyor tanimiyor. belki kendisine baska birsey denmesin diye var olduklarini anlatiyor, bilmiyorum… hep yalnizmis… bir abi, amca ne bileyim hayatta elinden tutacak bir buyuk arkadas soruyorum yok oyle biri…
ben sicak evime yatagima giderken bu cocuk nerde kalacak sogukta diye dusunuyorum bir yandan. yetistirme yurdundan cikartildiginda buraya gelmis, burda çalismis buralari biliyor sonra askere gitmis simdi cebinde 50 lira ile donmus. peki diyorum neden burasi neden istanbul degil, abi orasi beni yutar diyor, meslegi marangozluk burda sanayi var diye duyduk geldik Tunceli den askerlik bitince yine buraya gelmis memleket bellemis sanki.
bir yandan dinliyorum bir yandan anlattiklarinin sersemligininden kurtulmaya calisiyorum. yolumu degisitiriyorum sehir merkezine gidiyorum ona kalacak bir yer bulurum umidiyle, nafile. bir hotelde 10 liraya geceleyebildigini soylemisti ama simdi cebinde sadece 3 lirasi varken bu zor. kola iki elinin arasinda hala, muhtemelen gecenin 2 sine gelirken karnida ac. yol kisa isinabildiginden bile emin degilim. yorgunum uykusuz hicbirseyi iyi muhakeme edemiyorum. abi ben burda ineyim diyor. elimi cuzdanima atiyorum son cektigim az paramdan bir onluk birakiyorum kalanini uzatiyorum almiyor arabadan iniyor gitmeye calisiyor. nasil yani? yol ortasindayim al lan diyorum yok diyor kapiyi kapiyor, el frenini cekiyorum kapiyi aciyorum gel lan buraya diye bagiriyorum, gelmiyor. lan falan dememin sebebi sanirim sadece bak ben buyugum sana sozumu geciririm demeye calismak ama ise yaramiyor. cebinde 3 lirasi olan bir adam icin fazla gurur, oysaki ben yillardir hayati yalniz gecmis birinin bu tip yardimlara asina oldugunu dusunuyorum. hatta anlattikleri yalan bile olsa beklentisi buduru diye parayi uzatmistim biraz da… bu ana kadar aldatildigimi dusunmuyor da degildim zaten, cabuk inanirim ve parayi teklif ederken de aldatilmis oldugumu goz onune alarak bu teklifi yapmistim. ancak bu teklife karsilik, gururla kacmaya calismak beni bir kez daha sersemletiyor. bir dakikalik bir tartisma sonrasi en azindan bu gece bir yemek yiyebilmesi ve sicak bir yerde yatabilmesi icin ikna ediyorum. adini sormak aklima geliyor gozlari parliyor telefonunu aliyorum mutlu. hani bir umid sanki ona yardim edebilme ihtimali onu dahada mutlu ediyor. ama telefonumu vermiyorum. ben seni arayacağim diyorum, ne yaptin soracagim. vedalasiyoruz gidiyor.
arkama bakmiyorum bu gecelik bu kadar yeter. en azindan onun icin bu gece hayat hak ettigi gibi gececek. belki karnini doyuracak belki bu geceyide ac ve disarida gecirip parayi 1-2 gun icin daha tasarruf edecek, bilmiyorum…eve giidyorum yaklasik 10 gundur zamansiz calismanin, yattigim kalktigim yerin bimezligi ve yorgunlugu ile uykuya daliyorum. oncesinde bu satirlari not edip unutmamak, bu gece olan biteni sonra dusunurum diyerek…

adi Ozgur… anne yok, baba yok, akraba yok, abi yok, arkadas yok, yuva yok, ev yok, para yok, yemek yok, sicak bir yer yok, gidecek yer yok, gelecek yok, aglayacak kimse yok…sadece kendisi var bu hayatta ve yasama savasi…dertleri bir yana derdini anlatacak birisi dahasi belki dusunecek rahat bir zamani bile olmamis…oysa ben o gece yolda neler dusunuyordum ne dertlerim ne kederlerim ne endiselerim vardi…kendimden utandim, dusuncelerimden, dertlerime dert deyisimden…benimkiler onunkilerin yaninda kocaman bir hic…bu geceden bana kalan saskinlik, ders ve fazlasiyla utanc…sukur etmek buyuk erdemlerden biri…

Yolun acik olsun genc adam, hayat sana galip gelemez tek ihtiyacin ufak bir dokunus…

31 Ekim 2012 “barikatı valla billa ben kaldırmadım”

Cumhuriyet Bayramındaki kutlamaları ve yürüyüşü  engellemek için polis barikatını kim kaldırdı?

Başbakan “barikatın kalkması için ben talimat vermedim, Cumhurbaşkanınında vereceğini sanmıyorum, çift başlı yönetim olmaz”

İçişleri Bakanı “kendiliğinden kalktı dedi, asıl polis şiddet gördü onun için gaz ve su sıktı”

Cumhurbaşkanı “bayramın ülkede nezih biçimde kutlanması için ilgililerin dikkatini çekmemden daha doğal birşey olamaz dedi. ayrıca memleket idaresinde ülke idaresinde çiftbaşlılık diye birşey olamaz”

Cumhuriyet Bayramı, istihbarat, vali, izinsiz yürüyüş, polis, barikat, gaz, su, türk bayrağına tekme, su, barikat kaldırma, akşama resepsiyon, iç işleri bakanı, cumhurbaşkanı, çift başlılık derken hoooooooooppppp gündem başkanlık sistemi…

son günlerin popüler cümlesi ile tanımlarsak  “48 saatte bu kadar saçmalığın yaşandığı hangi ülkedeyiz neyin kafasını yaşıyoruz”

UA-7250589-1