AZİZ YILDIRIM

yıllardır vefasızlık edilen, unutulan, onure edilmesi gereken camianın önde gelenlerini tekrar stada ve camiaya getirdi, isimlerini tesislere verdirdi…

sadece futbola değil, kimsenin uğramadığı sporlara, kendisine hiç çıkar sağlamayacak branşlara destek verdi, sponsorlar buldu, tarihi başarılar elde etti…

tesisler yaptı, şampiyonluklar kaçırdı, betondan anlar, futboldan anlamaz dendi…ama şimdi her taraftarın eşiyle çocuğuyla gidip rahatlıkla maçını izlediği stadı, kendi imkanlarıyla yapan tek kulüp Fenerbahçe…her branş için kendine ait tesisi olan tek kulüp Fenerbahçe… avrupada sayılı kulübün imkanları Fenerbahçe de…hiçbirinde kendi ismi yok, fenerbahçe mazisindeki insanların isimleri süslüyor girişlerini…

stadyum liderleriyle kavga etti, nemalarını kesti, biletlerini kesti, tribünü karşısına aldı, hala bunları çekemeyen gizli düşmanları var tribünde… çıkarları, Fenerbahçe’nin önünde olan, bu başkan ile bu başarıları sindiremeyen asalakları Fenerbahçe’den kurtardı…

koskoca kulübü 3-5 bilete yöenettirenlerin elinden aldı, 3-5 bilet alanında…yetkiyi kongreye verdi…demokratik olmalı dedi 3-5 kongre üyesi ile yönetilen kulübü binlerce üyeli hale getirdi…Fenerbahçe’yi şahıslardan kurtardı…Fenerbahçe’nin kimlerin elinde oyuncak olduğunu bilen bunun ne demek olduğunu bilir…

Fenerbahçe’yi Türkiyenin sayılı şirketlerinden biri yaptı… alt şirketleri para basar hale geldi… giderinden çok geliri olan, para babalarının değil, beş parasız bir memur emeklisinin dahi yönetebileceği bir şirket haline getirdi…taraftarı destek verir hale getirdi, lisansız ürün almayacak kadar bilinçlendirdi…şimdi bir Fenerbahçe taraftarı alacağı en ufak şeyin lisansını arar hale geldi, sırf takımına katkısı olsun diye…

sportif başarılar kazanamadı ama bir takımın geleceğini kazandı…3 gün sonraya değil geleceğe yatırım yaparak…aslında şimdiye kadar kazandıkları bile yeter ama asıl bundan sonrası için teminat oldu…

küfürü bitireceğim dedi, mücadele etti ve bitirdi…kim ne söylerse söylesin; belki hiç edilmiyor değil ama en az küfür edilen stadyumdur Şükrü Saraçoğlu…artık bundan sonrası da bize emanettir, eğtimimize, taraftarımıza emanettir…

ve başkandan çok taraftardı…hiç ön planda olmadı, kupayı önce ben alırım demedi, hep sportif başarının arkasındaydı…bazen ağlayan bazen yalnız kalan bazen sigarasını içen…almaya değil vermeye geldik diyerek yalan söylemeyen gerçekten bu takıma kimsenin vermediği emeği veren…

şimdi? şimdi ayrılık zamanı mı? hayır…ama başkan öğretti bize dik durmayı, kötü olan şey ile savaşmayı ve sporda sadece doğru olanın yanında olmayı…şimdi doğru olanın yanında olma zamanı…adaleti bekleme zamanı… varsa bir yanlışın cezalandırlması zamanı…veya aklanma zamanı…

gençliğimin en güzel yıllarında en güzel şeyleri de en büyük hayal kırıklıklarını da bu takım ve bu başkan ile yaşadım…birgün belki çocuklarımla, belki torunlarımla, inanılmaz bir Fenerbahçe başarısından sonra gözlerim dolduğunda, aklıma ilk gelen şey olacak… yanlışlarıyla, doğrularıyla, sevenleriyla, sevmeyenleriyle bu mirası bize bırakan Aziz başkan…

evet gün destek zamanı… hem sana hem adalete…asla yalnız olmayacaksın… dar ağacında olsan bile adalete inanacak ve engellemeyeceğiz…ama seni hiç kimseyi alkışlamadığımız kadar çok alkışlayacağız…hiç kimseyi hatırlamadığımız kadar çok hatırlayacağız…bu taraftar ve muhtemelen bundan sonraki birkaç kuşak için tek büyük başkan olacak… 100 yılın başkanı, Aziz Başkan…son sözü Fenerbahçe olan başkan…

* son sözümüz adalete, yargıya, hukuka veya her neye ise… Türkiye de insanlar herşeye inanabilir ama sadece tek bir konuda hep yalan söyleyip asla inanmazlar… adalete… çünkü bu sizin, yani adalet duygusu gelişmemiş biz toplumun eseri…şimdiye kadar birçok konuda çuvallamış olabilirsiniz ve hepsi unutulmuş olabilir… ama bu olayda çuvallarsanız hiçbirşeye benzemez… bu sefer kendinizi sonsuza kadar mahvetmiş olursunuz…

 

Yorumlar (0)

› henüz yorum yok

Bir Cevap Yazın

UA-7250589-1